HATIRDA KALMAZ, SATIRDA KALIR (BAHAETTİN KABAHASANOĞLU)

*** Üstad Necip Fazıl Kısakürek’ten… Alev Taşkent Belgin’in ‘Annem Derdi ki’ kitabını okurken çıktı karşıma.

 Düşündükçe düşündükçe “ne kadar doğru bir söz” diye mırıldandım.

 Atasözü…

Tecrübe edile edile…

 Dilden dile süzüle süzüle gelmiş bugünlere…

 *** Annelerimizden ninelerimizden devralmışız bu kutlu mirası. Farkında olarak olmayarak…

 Annemizin söyledikleri bizim de söylediklerimiz olacak. Çocuklarımızın torunlarımızın…

Anne girdin düşüme Yorganın olsun duam Mezarında üşüme Anlamam anlatamam Düşen düştü peşime Artık vadeler tamam.

 *** Sosyal medyada paylaşmış bir anne. Çocuğu, rüyasını anlatmakta zorlanınca…

 “Anne, bundan sonrasını sen anlat çünkü rüyamda sen de vardın.” Masumiyetle birleşen şu güzelliğe bakar mısınız? Anneler bilirler.

 *** Mademki hatırda kalmıyor.

Mademki not etmezsek, kayıt düşmezsek rüzgar gibi uçup gidiyor her şey.

Elimiz tutarken, gözümüz görürken…

Adımızı sanımızı biliyoruz ya…

 Yaşayıp yaşamadığımızı…

 O halde daha ne istiyoruz?

Onca sözün heba olmasına neden göz yumuyoruz? Gözyaşının, kahkahanın…

Aslında satıra dökülseler de kuş gibi uçup gitmeseler ötelere…

 Kıymet bilenlere hediye edilseler…

Ya da bir gün birileri görseler.

*** Her aklıma geldiğinde ürperirim.

Keşke ninemden dedemden dinlediğim her şeyi not etseydim.

Seslerini kaydetseydim.

Çünkü insan bildiği, duyduğu ve gördüğü ne varsa onlarla birlikte ölüyor.

Ne kadar acı değil mi?

*** Hem, cep telefonları var şimdi.

Hazır teknoloji imdadımıza yetişmişken…

Öyle kaleme kâğıda da gerek yok.

 Videosunu hazırlamak çocuk oyuncağı…

Elimizde ne büyük bir hazine var aslında.

 *** Zaman zaman “aile büyüklerimizle geçirdiğimiz onca yıldan geriye ne kaldı ki” diye sorarız kendimize.

Sahi ya…

“Geriye ne kaldı?” Hani imkânlar kısıtlı ise hak verirsiniz tembelliğinize (!).

 Şimdi öyle mi?

 Dünyada ne varsa ülkemizde…

 En son modeline ulaşmak için yapılanlar ortada.

Kültüre sanata kafa yormanın tam zamanı.

Ninemize dedemize…

 Ninelerinden dedelerinden duyduklarını soralım.

 Sonra da her konuya ayrı bir dosya açıp, saklayalım. *** “Sözlü Kültür” diyorlar adına.

 Malatya’da bir örneğini çalışmıştık.

“Baraj Altında Kalmak / Karakaya Malatya” Hepimizi derinden sarsan hikâyeler çıkmıştı ortaya.

Sular altında kalan evler, yollar, bağlar bahçeler, okullar gibi…

 Gün gelecek kendilerinin de bir şekilde baraj altında kalacağını…

Üzerlerinin örtüleceğini söylüyorlardı.

*** Hatırda kalmıyor, kalmasın zaten.

Hani yazmak zor geliyorsa kayda alınsın.

Özellikle ninemiz, annemiz taşır kültürü. Unutulmasın.


Bir cevap yazın