SALGIN SALYA

Tam 33 yıl önce yazmışız. “Ölü Kıyıların Geleceği.” HORON dergisinin ilk sayısında…

TÜBİTAK 1986 İzmit Körfezi Araştırması’na da bir göz atmışız. Canlılar için çok tehlikeli olan civa, kurşun, kadmiyum ve kalay atıklarının denizlere karıştığını…

Balıklar yoluyla insanlara geçtiğini…

Hareketlilik açısından zayıf olan kıyılara yeni endüstri tesisleri yapılmaması gerektiğini…

 Yapılanların da arıtma sistemlerini kurmalarını…

Ve şöyle bitirmişiz makalemizi…

“Şu anda güzelliği ve temizliği ile ünlü kıyılarımızın da hoyratça kullanımı sonucu yakın gelecekte “Ölü Kıyılar” olacağını tahmin etmek kehanet olmasa gerek.”

 *** Salgınla uğraşırken yaklaşan yeni tehlike salyaymış meğer. İtalyan bilim insanlarına bakılırsa…

Adriyatik Denizi’nde rapor edileli neredeyse üç asır (1729) olacak fakat bizim yeni haberimiz oldu.

 Üniversitelerimizin Denizcilik ve Su Ürünleri Fakültelerine biraz yüklenelim. Öyle ya…

 Mademki işiniz gücünüz deniz…

Raporlar, yayınlar, uyarılar…

 Şimdi, “konunun uzmanı” sıfatıyla halkı aydınlatmak da kurtarmaz sizi.

 Daha önceleri neredeydiniz?

*** Tam da, “aşı işi tamam” dediğimiz anda…

 “Bu belâdan kurtulmaya az kaldı.” Yeni bir belâ peydah oldu.

Aslında eskiydi fakat bizler yeni farkına vardık.

 Şöyle oldu.

Salgından kaçarken salyaya tutulduk.

*** Akıl alır gibi değil. “Fabrikamız var, atıkları ne yapalım?”

 “Salın denize.” “Kanalizasyon?” “Salın denize.” Zavallı deniz…

Önce balıklar öldü.

Sonra o güzelim mavi kirlendi.

Oysa onca kanun, yönetmelik…

Yapılacaklar belli.

 Yapılmayacaklar da…

 Kardeşim, kuracaksın arıtma tesisini…

Takacaksın bacanı, filtreni…

Yok öyle yağma.

*** Onca yıldır, onca atığı denizlere sala sala…

 Sonuç belliydi zaten, salya.

 Denizimiz de Salmarmara.

 *** Marmara’da deniz temizliği için başlatılan seferberlik güzel… Fakat bir şey daha…

 Şu atık işini de bir an önce çözelim artık.

 Her tesisin atığı belli. Tedbir alınmazsa “salya adası” girecek literatürümüze.

*** Bir musibet, bin nasihatten iyidir.

On yıllardır süren sorun sonunda “salya” dedi.

 Utandık mı?

 Evet. Herkes payına düşeni alırsa ortada utanç mutanç kalmaz sanıyorlar.

Yok öyle.

 Konumuz Marmara ama Karadeniz’e de mesaj var. “Bugün bana, yarın sana…

” Dersimizi aldık mı?

 O zaman elimizde avucumuzda ne varsa altyapıya…

 Denizlerin de bir dayanma gücü var.

 Bir tür alışveriş bu. Bugüne kadar aldığı ne varsa?

 Şamar gibi vurur kıyıya.


Bir cevap yazın