İŞTEN AYRILMA SÜREÇLERİNİN YÖNETİMİ (Mehmet Deniz)

    



Yıllardır  bazen ciddi bazen şakayla karışık küçük Amerika oluyoruz ya da olduk cümleleri söylenir. Belki bir çok konuda hiçbir benzerliğimiz olmasa da siyaseten cumhuriyetçi demokrat bölünmesi gibi biz de millet ve cumhur ittifakı olarak ülkece yarıdan ayrılmış durumdayız. Gerek siyasi gerekse ekonominin getirdiği gerilim her iki tarafın sosyal medya trollerine büyük bir oyun alanı açmakla kalmıyor aynı zamanda siyasetin mekanizmasına zarar veriyor.

Bugün en güzel örneği şu anda bağımsız milletvekili Mehmet Ali Çelebi’ni etrafında, çoğu zaman kendisinin de dahil olduğu sert tartışmalar.  Yaşanan bu tartışmaların içerisinde  kişiler çoğu zaman  gerginliğin ve yaşanmışlıkların etkisiyle sağlıklı düşüncelerden uzaklaşıyorlar. Bu tür ortamların en güzel yanı gerginliği güzel kullananların bir sonraki tartışmaya kadar  kısa süreliğini siyasi cephe kazanmaları ve siyasette kalacaklarsa tecrübe kazanmaları oluyor. Biz seçmenlere  ise sadece sadece sabun köpüğü diye nitelendireceğimiz bir dizi filmin kısa bir bölümünü izlemek düşüyor.
Yaşanan siyasi olayları başka bir açıdan değerlendirmenin en güzel yolu siyasi partileri bir şirket olarak düşünmekle başlayabiliriz. Tabiki siyasette insan ve duygular en en önemli faktördür ancak evrendeki herşey gibi bunlara birer sayısal veri koymak zorundayız. O zaman incelememizi siyasi düşüncelerden ve duygulardan arındırarak analizimizi yapabiliriz. Siyasi partileri birer şirket ve milletvekillerini orta düzey bir yönetici olarak kabul edelim. Burada gelecek eleştiriler milletvekillerinin pozisyonlarının tam olarak nasıl konumlandırılacağı üzerinde yoğunlaşacaktır. Kimileri bu kişileri satış ekibinin bir parçası görecektir kimileri ise pazarlamadaki bir ürün müdürü olarak nitelendirecektir. Burada gözden kaçmaması geren noktanın bu kişilerin şirketin bir elemanı olarak görülerek değerlendirilmesi gerekir. Kurumsal bir firmanın insan kaynakları gözüyle değerlendirmemizi başlayalım o zaman.
Çelebi ( Bundan sonraki bazı yerlerde personel olarak nitelendirilecektir). 2016 yılında girdiği CHP adlı firmada 2018 yılı itibariyle yöneticilerin yaptığı değerlendirme süreçlerinin neticesinde üst düzey bir yöneticiliğe atanmış oldu. Yöneticiliğe atanma sürecinin nasıl olduğu, hangi kriterlere göre yapıldığı, personelin yeterliliği ciddi anlamda ölçüldü mü gibi farklı sorular firmanın kurum içi liyakat ya da işleyişini gösterecektir. Bu tür problemlerin daha önce yaşanmışlığı ve gelecekte yaşanabilecek olma sıklığı sağlıklı bir değerlendirme süreciyle doğru orantılıdır.
Bu personel 2021 yılında ayrılma sürecinde kendi nedenlerini paylaşarak aynı firmanın içinden çıkan üst düzey yöneticinin kurduğu başka bir firmaya geçiş yapar. Ayrılama sürecinde personelin bahsettiği rahatsızlıklar dikkate alınmış mıdır yada bu personelin kaybedilmemesi için çaba sarfedilmiş midir bu gibi sorular firmanın gerek iç müşterilerine (diğer milletvekillleri, belediye başkanları vb.) gerekse dış müşterileri(seçmenler ya da üyeleri) açısından değerlendirilmelidir.
Aynı personel son firmasından da ayrılarak hayatına şu anda herhangi bir yerde çalışmayarak geçirmektedir. Yine yazılanlara göre işe girdiği ilk firmanın en büyük rakibiyle görüşme halindedir.
Tarafsız bir gözle yazılan personelin kısa çalışma hayatını değerlendirirken sadece personeli değil aynı zaman da görev yaptığı kurumları da aynı objektiflikle değerlendirmek gerekir. Yapılacak bu değerlendirmeler sadece personellerin değil kurumların da geleceğini belirleyecektir.
                              

Bir cevap yazın