ÜŞÜDÜM ÜSTÜMÜ ÖRTSENE ANNE

Daha önceleri böyle değildi. Ayağımızda yün çorapları olduğundandı herhalde. Evimiz ahşap taş karışımı, kiremit örtülüydü. Odalarımızın bölmesi kalın tahtalardan, üstü altı da öyle… Doğu ve batı yönüne iki büyük kapı açılırdı ki birinden girip diğerinden çıkardık saklambaç oyunlarında. Ve kapı üzerlerinde kıvır kıvır koç boynuzu…
*** Yaz ve güz çok rahattı, evin içi serindi ve biz ne zaman o güneşli günlerde bağda bahçede yorgun düşsek ya set üstünde ya da iskemlede bulurduk kendimizi. Bahar, bazen sürprizlerle gelirdi, Mart ve Nisana kadar duman eksilmezdi başımızdan, dağların dorukları bembeyazdı. Fakat okul yılları ve köy koşturması derken anlamazdık bile. Kışlar sert geçerdi, boyumuzca kar yağardı ve biz kara ocak etrafında toplandığımızda avuçlarımızın içini ateşe tutarak daha kolay ısınırdık. Odun derdimiz yoktu ama sobalarımız çoğunlukla akşamları yanardı. Henüz evimize kadar gelmese bile suya para vermezdik. Çeşmeden taşırdık, bazen de Soğuksu’dan…


*** Doğalgaz ve elektriğe gelen zamlardan sonra çocukluk günleri düştü aklıma. O zamanlar nüfusumuzun çoğunluğu köylerde yaşıyordu ve bizler hemen her şeyi bağımızdan bahçemizde karşılıyorduk. Gerçi ahırda ineklerimiz olmasına rağmen ABD yardımı süt tozunu da bize zorla içirdiler ya… O da ayrı bir hikâye… Yani diyeceğim o ki bu kadar derdimiz yoktu, geçinir giderdik iç huzuruyla… Dedemin “Gazi” maaşı vardı ve evimize üç ayda bir giren ekstra tek para oydu.


*** Son zamlar, vatandaşın iyice büktü belini… Her ne kadar asgari ücret bugüne kadar hiç olmadık kadar yükseltilse de… Çalışan ve emeklilerin maaşlarında %30’lar civarında artış yapılsa da… Elektrik, doğalgaz, kömür ve akaryakıt fiyatları uçtu gitti. Gübre de öyle… Kiralar ateş pahası, ulaşıma da yansıdı derken kış bütün şiddetiyle bastırdı. Köylerde yaşayanların oranı sadece %7, demek oluyor ki ateş daha çok şehre düştü.
İnsan, bir kere şehre göçmesin, çoluk çocuğunu orada büyütmesin, iş bulmasın, iş kurmasın… Yeniden köye dönüş o kadar zor ki… Hem dönse bile kim hayvan bakacak, tarım yapacak? Hem dönse bile odun parayla, su da öyle… Hadi diyelim doğalgaz derdi olmayacak, elektrik ve ulaşımda ne denli büyük sorunlar yaşayacağı ortada…


*** Bu kış çocuklar ve yaşlılar çok üşüdü, üşüyor hâlâ. Bir önceki yıla oranla fiyatlar cep yakınca, yapılacaklar belli, sarıl battaniyeye ya da kalınca şeyler giy. AVM’lerde zaman geçir filan… Gerçi bazı sivri akıllılar “soğuğun insan sağlığına yararları” türünden tezler paylaştılar, yorumlar yaptılar.
*** Çocuk, söylemese bile anneler bilir, üşüyüp üşümediğini, karnının aç mı yoksa tok mu olduğunu… Bu kış çok zor geçiyor; soğuk bir yandan, mutfak bir yandan… Vatandaşın en büyük derdi “geçim derdi”, diğerleri nasılsa bir şekilde yoluna girer. Tencere kaynıyor mu, kaynıyorsa ne ile kaynıyor? Okula giden gençlerin cebine ne kadar harçlık konuluyor? Kaç kişi çalışıyor, kaç kişi yiyor?


*** Türkiye, güçlü bir ülke. Ne badireler atlattı, bunu da atlatır inşallah. Tamam, salgın süresince tüm dünya sarsılıyor, mutfaklardaki yangın gibi ısınma ve ulaşım sorunları da büyüyor. Fakat benim vurgulamak istediğim, “geleceği kurtarmak”. Özellikle çocuk ve gençleri daha iyi beslemek, soğuktan korumak zorundayız. Gelir belli, gider belli… Yoksulluk sınırı ise ortada…


*** Bazı belediyeler sabaha kadar açık kütüphaneler yapmış. Kim bilir, bir bakmışsınız müdavimleri olmuşuz çünkü mekânlar sıcacık… Ailece gidildiğini düşünsenize, ev ödevlerinin filan da orada yapıldığını… İnsanların, soğuk sayesinde edebiyatla daha bir haşır neşir olduğunu. Acaba diyorum, “Toplu Isınma Yerleri” mi yapsak? Çünkü yaşadıklarımızdan öğrendik bunun elektrik ve doğalgazla olmayacağını… Olsa bile hemen hemen tüm maaşı yalayıp yutacağını…
Belli ki faturalar el yakmaya başladı, mutfak da öyle. Bu coğrafya, en eski uygarlıklara sahne olmuş, en ağırından yazları kışları atlatmış. Fakat zorlamaya başladı sakinlerini, bir şeyler yapmalı, vatandaşın gazını almalı. En büyük dert ortada, suni gündemlerden uzak durulmalı. Zeki Müren’in şarkısı çok denk düşüyor bugünlere… Gecelerin soğuk ve karanlık oluşundan bahsediyor, üşüdüğünden… Üşüdüm Üstümü Örtsene Anne.

Bir cevap yazın