ÜÇ NESİL

Üç nesilden ikinci olan; benim yaşımda veya yaşıma yakın olan herkesi kapsıyor. Birinci nesil anne ve babalarımızın nesli, üçüncü nesil ise bizim çocuklarımızın. Bizler her iki nesilden de çok şeyler gördük ve yaşadık. Bir önceki nesilde nüfusumuz bugüne göre çok azdı. Yeşil alanlarla kaplı topraklarımız vardı. Ev desen o kadar az sayıdaydı ki kar yağdığında günlerce erimez yerde kalırdı. Araba desen oturduğumuz 58 haneli Gazeteciler sitesinde sadece bir tane vardı.


Bakırköy’de yağmur yağdığı zaman mis gibi toprak kokardı. O dönem ikinci nesil olarak en çok çamurla cebelleşirdik. Ayakkabımızın altı iki kat çamurlanır, çamurları temizlemek ise soğuk havada çok zor olurdu. Sürekli suyla temizlemekten ayakkabıların boyası giderdi. Bu yüzden herkesin evinde iki renk ayakkabı boyası bulunurdu ve ayakkabılarımızı kendimiz boyardık.


Birinci nesil olan annem, babam birçok şeyi karne ile aldıklarını anlatırlardı. Akşam yemeğimiz en az iki saat masa başında muhabbetle geçerdi. Öyle senin odan, benim odam yoktu. Salonda oturur, sadece yatmak için odamıza giderdik. Çünkü o odalar soğuk olurdu, soba sadece salonu ısıtırdı. Tuvalet, banyo ve mutfak Sibirya gibiydi. Ev de tek katlı olunca yerden de soğuğu yerdik. İnanın o kadar soğuk olmasına rağmen çok az hastalanırdık. Tek eğlencemiz antenli radyo ve komşu ziyaretleriydi. Buzdolabı, televizyon, çamaşır makinesi dahi yoktu. Yemekler bir iki günlük yapılır; tel dolapta saklanırdı. Bu dolapta yiyecekler sadece böcek ve sinekten korunurdu.


Bizim çocuklar, yani üçüncü nesil; cep telefonu ve bilgisayar hariç tüm beyaz eşyayı doğdukları andan itibaren görme şansına sahip oldular. 1987 yılında vefat eden canım babam ve o yıllar ve öncesinde vefat eden büyüklerimiz cep telefonu ve bilgisayarı hiç görmediler. Tablet ve cep telefonu ile doğan çocuklarımız ve torunlarımızın elinden düşmeyen bu teknoloji nedeniyle bizlerin yaşadığı o çoklu aile muhabbetleri kalmaz oldu. O zaman araba tüm sitede bir tane demiştim; şimdi birçok evde iki ya da üç tane var. O zaman buz gibi eve kalkardık. Şimdi ise sıcacık evimizde uyanıyoruz.


O nesil mi şanslı bu nesil mi şanslı diye soracak olursanız. Biz yaştakilerin de yaşadığı anne ve babalarımızın nesli bana göre daha şanslı. O zaman doğanın güzelliği, insanların samimiyeti, büyüklere saygı, saymakla bitiremeyeceğim birçok neden vardı. Şimdi hiç birisi kalmadı. Tekrar geçmişteki gibi yaşamak dileğiyle.
Kendinize iyi bakın.

Bir cevap yazın