SIĞINAK

9 Nisan 2018’de yazmışız. “Sarı Öküzün Boynuzları.” Her ne kadar bu tabir bir başka lidere ait olsa da… Emlâk krallığı ve şov dünyasından bir anda politikaya sıçrasa da… Alman asıllı bir aileden gelip, dünyanın canına okumaya çalışsa da… Trump’tı adı, “seçildi geldi, seçilemedi gitti.” Bu kadar işte. Batı’nın nesi var var, delisi de gelse, akılısı da… Sandıktan çıkamıyorsa gönderiyorlar.


*** Biz, Kuzey’e dönelim, Putin’e… Başbakanla yer değiştirmeye doyamadı, yetmedi, yasaları değiştirdi. Muhalifler bir bir ortadan kayboldu, susturuldu, zehirlendi filan… Batı’dan ses çıkmayacağını varsayarak egemen bir devlete, Ukrayna’ya saldırdı. İşte sarı öküzlerden biri de bu.


*** Ukrayna’da sokağa çıkma yasağının olduğu kentlerde “sığınaklardan çıkmayın” diye uyarılar yapılıyor. Allah korusun!.. Ülkemizin başı belaya girse ve böyle bir anons duyulsa ne yapacak insanımız? “Nereye sığınacak?” Tamam, metrolar bu iş için biçilmiş kaftan da her kentte metro mu var? Hem, olsa bile kaç kişi sığar? Toplam kullanım alanı 1500 metrekare olan tüm konutlarda sığınak olmalı. 1988’de yayımlanan yönetmelikle okul, hastane ve eğitim yapılarında zorunlu kılınmış. Fakat “sığınak” olarak yapılanların çoğu imar aflarıyla “bağımsız bölüm” haline getirilince ayıkla pirincin taşını. Anons duyulacak fakat sığınılacak yer bulunamayacak. Çok geç kaldık, bugün başlamasak bir gün daha gecikeceğiz. Bu işe el atmanın tam zamanı. Yenilerini yapmanın, olanları gözden geçirmenin…


*** Onca olay sarsıyor bizi, aklımız başımıza gelmiyor. Yanımızda yakınımızda savaşlar, hâlâ eski tas eski hamam dünya… Paniğe gerek yok fakat “sığınak” konusunu bugün değil de ne zaman konuşacağız? Nükleer tehdit her gün bir basamak daha yükselirken… Bari yeni yapılarda taviz vermeyelim, milyonlarca insanımızı kaybetmeyelim.


*** Yeni bir ölçme değerlendirme sistemine geçmeliyiz. Belediyelerin ve hükümetlerin de karnesi olmalı. Çocuklar, gençler, yaşlılar, engelliler ve çevre için neler yapmışlar? Depremler, su baskınları, nükleer serpinti filan… Karneler verilince muhtemelen renkten renge girecek Türkiye haritası.


*** Modern dünyanın nimetleri varsa külfeti de var. “Bir musibet bin nasihatten iyidir” dediğimiz ve “zahmetsiz rahmet olamayacağına” tüm kalbimizle inandığımız halde yine bildiğimizi okuyoruz. Tarihi ‘tekerrür’ diye tarif ediyorlar. “Hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi” diyen Mehmet Akif’e de kulak vermiyoruz. En kötü senaryoya göre hazırlanmalıyız. Binalarımıza, sığınaklarımıza ve toplanma merkezlerimize bi bakalım. Yasa mı gerekli, yönetmelik mi? Çıkaralım, bilelim ki bunun vebali çok büyük. Çünkü sarı öküzün, boynuzları üzerindeki dünyaya yapacakları henüz bitmedi.

Bir cevap yazın