SEN YETER Kİ AZMET

Şana Taka Kütüphane yolu üzerinde görünce aklıma geldi. Bizim buraların klimasına uygun olarak ötede beride karşılaşırdım fakat bu farklıydı. Beton yolun kenarında bir çıkış yolu bulmuş kendine ve “merhaba hayat”…


*** Ne zaman kayalıklarda açan bir çiçek görsem… Betona kök salmışçasına duran bir bitki… Bataklıkta bir gül… Hemen aklıma “yolunu kesersen yol bulur kendine” sözü gelir. Zorluk ve yoksulluk öğretir. Ya toprağa betona gömülüp kalır yaşayanlar… Ya da bir bir aşar engelleri ve diğerlerine oranla daha fazla gelişir eli, ayağı, beyni…


*** Fotoğrafa bakınca… “Sen yeter ki azmet, taşta bile bitersin” diye mırıldandım. Zorluk dereceleri düştü aklıma. Bir eli yağda, bir eli balda misali büyüyen çocuklara inat şartlarını sonuna kadar zorlayan… Gücünü son zerresine kadar kullanan… Kafa yoran, dirsek çürüten, bir idealin peşinden koşan çocuklar… Nasıl da muhtacız onlara?


*** Dün şaka gibiydi bugünse gerçek. Bir ateş çemberinden geçiyoruz adeta… Şöyle bir düşündüm de İran, Irak, Suriye, Libya, Azerbaycan Karabağ ve Ukrayna’da yaşananları… “Üç yanımız deniz, dört yanımız düşmanlarla çevrili” tespitinde bulunanlara hak verdim. “Niçin sürekli bizim etrafımız bir yangın yeri?” Biz, günlük işlerle boğuşurken… “Üzümün çöpü, armudun sapı” derken… Olur olmaz bahanelerle birbirimizi yerken… Anladık ki ‘Hedef Türkiye’ymiş.


*** Bu arada bir hakkın da teslim edilmesi gerek. Uzun yıllar sonra ilk kez bir Türk Devlet Adamı, “tüm dünyanın, adımlarını heyecanla beklediği bir lider” olarak görüldü. Rusya ile Ukrayna’nın barış görüşmelerinin Türkiye’de yapılmasını sağladı. Bu fotoğraf karesinde dikkat çeken en önemli detay ise tarafların, Sayın Erdoğan’a bakışlarıydı. Rusya-Ukrayna çatışmasında taraflı tarafsız herkesin hemfikir olduğu bir politika yürütülüyor ve Sayın Erdoğan da ‘çıraklık’ ve ‘kalfalık’ dönemlerinin ardından bir ‘Usta’ olarak uluslararası boyutta imzasını atıyor.


*** Mutfaktaki yangını unutmadan, gençlerin sesine kulak vererek, Farklı siyasi görüşlere bir “baba” şefkatiyle yaklaşarak, Ülkeyi ve dünyayı avucunun içi gibi bilen bir “bilge” tavrı sergileyerek, ‘Tanıtım’ ve ‘İletişim’ ekibini yenileyerek, Yapılan yatırımlar ve yenilikler bir tarafa… Politikasını, “vefa” üzerine oturtarak 100. Yıla da damgasını vurabilir. Yeter ki Sayın Erdoğan istesin. Bir ‘Usta’ olarak yeni şeyler söylesin. Kazanan, Türkiye olur, bunu herkes böyle bilsin.

Bir cevap yazın