ÖTEDEN BERİDEN

İlkokul öğretmenimiz Şefik Selimoğlu’nun şiir kitabının adıydı.
Köy okulunda okuyorsunuz, öğretmeniniz bir şair ve siz bunu bilmiyorsunuz.
Ne zaman ki herkesin önüne adeta yumuşak iniş yaptı “Öteden Beriden”…
Üzerindeki fiyatı görünce ne yalan söyleyeyim, kitabın sayfalarını çeviremedim bile…
1 lira yazıyordu ve benim cebimde de 50 kuruş vardı.
Belki de bu yüzden biraz mesafeli durmaya çalışıyordum.
Şefik Hoca’nın, “kitaplar, benim size hediyem” demesiyle kendime geldim ve sayfaları çevirmeye başladım.
Bu, benim için unutulmaz bir andı. Yazarından hediye bir kitabım vardı artık.
*** Öteden Beriden’i sevmiştim.
Küçücük bir kitaptı. Şiirler de sayfanın yarısını kaplayacak türden…
Köyü anlatıyordu, çocukları, oyunları…
*** Bugünlerde de her nedense dilime pelesenk oldu bu kitabın adı: “Öteden Beriden”…
Bir buradayım, bir şurada…
Bir, TÜİK sepeti düşüyor aklıma…
Bir, akıl almaz Dolar kuru…
Zam furyası ve stokçuluk…
Kara kara bulutlar..
*** Önce “sepet”ten başlayalım.
Bu, ne menem bir sepetmiş böyle?
Vatandaşın yediği, içtiği, gezdiği tozduğu belli be kardeşim.
Tamam, o kadar okulları boşuna okumadınız.
Bir sürü teknik ayrıntı var, hesap kitap işi…
Fakat şöyle bir manav market dolaşsanız kâfi…
Ekmeğe, ete, şekere, una, yağa, bakliyata baksanız…
Ev kiraları, ulaşım…
Sevgili TÜİK çalışanları…
Sizin sepette bir sorun olduğu kesin.
Çünkü siz %20’lerde gezinip dururken…
Asgari ücretin belirlenmesinde dikkate alınmadınız bile…
Bence dersinizi aldınız da ezberliyorsunuz gibi…
*** İhracatımız artıyor.
Açıklamalara bakılırsa Merkez Bankasının Doları da var…
O zaman biri bize açıklasın olup bitenleri. Üç ay içinde eriyip giden Türk Lirasını…
Vatandaş, “neler oluyor” diye tedirgin ve kafasındaki tablo da oldukça karamsar…
Kimle konuşsanız adeta dert küpü…
Bir dokun, bin ah işit misali söyleyecekleri var.
“Mademki kasamızda paramız var, ihracatımız geçtiğimiz yıldan iyi, turizm gelirlerimiz de öyle…
O zaman nedir bu olup bitenler?
” *** Stokçuluk yapanlara baskınlar, kesilen cezalar…
İyi de nereye kadar?
Tek sebep bu olsa, tamam.
Bence az üretip, çok tüketmeye alıştı bu millet.
Deniz de bitti gitti.
Keşke daha önce yapılan uyarılar dikkate alınsaydı.
*** Dün, Ceyhan Murathanoğlu ile yaptığımız röportaj yayımlandı gazeteniz Günebakış’ta. Üstad da benzer konulara dikkat çekmiş.
“Tarım ve hayvancılık” demiş…
Sanat, sanayi, eğitim ve turizm…
Aklın yolu bir. Çok zorlu bir dönemden geçiyoruz.
Bir taksi şoförü “tencere hükümet düşürür derken tekerleği unutuyorlar” dedi.
Bence manşet olabilecek bir cümle. Durum iyi değil.
Memura ve emekliye verilecek zam kimseyi memnun etmeyebilir.
Vatandaş da yirmi yıl sonra sandığa giderken affını isteyebilir.
Yani şöyle ifade edelim, en masumane şekilde: “Hâlinden memnun olmayanlar bu gece ışıklarını yakmasın” desinler, karanlığa gömülür koca ülke.

Bir cevap yazın