NESİNİ SEVİYORSUN

Nesini sevmiyorum ki; ovasını, yaylasını, içince pınarlarından ciğerime çekince memleket havasını, ocak ateşinde nar gibi hamsi kuşu tavasını, evimizin dökülen sıvasını, kayalıklara oyulan kartal yuvasını.
Nesini sevmiyorum ki; hamam tasını, sefer tasını, kötüsünü, hasını şenliğine bayılırım unutamam yasını, uzaklardan bir başka güzelsin ne gönlümden geçer ne dilimden düşer “satmışım anasını” öylesine bağlıyım sana tenime sinmişsin tabağımda damağımda lezzet yine özledim musakkasını yamaçların ecza deposu kara lahanasını sihirli bir güç beni çeken askılı pantolonlu çocukken annemin eline yaktığı kınasını babamın duman duman sigarasını,günlük güneşlik mısır koçanları asılan evimizin sofasını.


Nesini sevmiyorum ki; ninemin masal anlatmasını, seferberlik ağıtlarıyla yorulup yatmasını,üstümüzde turnalar telli telsiz ayağımızda kara lâstikler oyunlarımız taştan topraktan elimizde yüzümüzde çizikler bekleriz havanın kararmasını köyümüz kıyısında değil denizin cennetin ortasında ne on iki ay yeter ne on iki renk güzelliğine Ağustosta kar düşer, Ocakta çiçek seyrederiz iklim aldatmasını.
Nesini sevmiyorum ki; yamrı yumru ördüğüm bahçe duvarı fındık çubuklarından kol sepeti en çıtırından çam sakızı yamaçlarda yaban ördeği sazlıklarda yaban çileği toprak kokusu canıma can katmasını daha neler görmediğim şehirleri duymadığım yerleri uçtan uca memleket haritasını.


Nesini sevmiyorum ki; buralar benim şu dağların ardındaki dağların ardı kuşlar gibi üzerinden geçmişim alabildiğine gökyüzü koca bir dünyasın sen Türkiye seni telli duvaklı gelin gibi sevmişim yüreğime oturtmuşum arsasını sınır boylarını ben beklemişim “Türkiye’m canım” demişim ateşine tozuna aldırmamış nice soğuklar yemişim kapılmışım büyüsüne kentlisine köylüsüne çocuk gözlerimde anne uyku öncesi türküsün ninnisin yüzümü yalayan rüzgar yatağa düşüren ateş gibisin Türkiye’m alın yazım güvendim dağlar olta atarcasına demir attığım sular bilsem ki zordasın bilsem ki zordasın ben neredeysem ordasın.

Nesini sevmiyorum ki; öncesini sonrasını daha dünkü çocukların gelin güvey olmasını halay horon oynamasını böyle sevdalanmazdım yok yere kırk kere kırk bir kere kırk bin kere dualarım senin için Türkiye “Allah’ım bu ülkeyi koru” başımıza bir hal gelse korkmayın çocuklarım gözlerim Ağrı Erciyes damarlarım Fırat Menderes kollarım Laz, Kürt, Çerkez lodos poyraz soluklarım neden kavgamız kendimizle neden bekleriz birilerinin anlatmasını hani süt kardeştik kan kardeştik hani nehir nehir dağ dağ birleştik ülkem baba ocağı ana kucağı affetmeyiz kimselerin yan bakmasını.

Bir cevap yazın