NELER OLUYOR HAYATTA (Halim Kızılırmak)

MERHABA

Neler oluyor hayatta,Bir de şu rüya gerçek olsa olsa..Sabah olup uyanınca her şey yine aynı kalsa. Hatırladınız mı, gençliğimizin ve hepimizin halen radyoda çaldığında keyifle dinlediğimiz güzel bir parça;

Şimdilerde akşam yatıyorsunuz her şey iyi güzel, sabah kalkıyorsunuz neler olmuş neler.

Asya borsası almış başını gidiyor, daha çiçeği burnunda Merkez Bankası Başkanı müteşekkirim diyor ve emir demiri keser diyerek istifa ediyor. Kadınların geleceği ve güvencesi olarak imzalanan İstanbul Sözleşmesi ile sizleri koruyacağız edaları ve nidaları, bir andasıkıldım oynamıyorum diyen bir bakış açısı ile vazgeçtim imzalamaktan diyerek herkesi ters köşeye yatırıyor,

Oysaki öylemi 1930’ lu yıllarda haklarını arayan İngiliz Kadınlar “Britanyalı Kadınlar Türk Kadınlarından” daha mı değersiz diye ülkesini protesto ediyor.

Dönüp baktığınızda Cumhuriyetimizin Kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk Kadınına verdiği değeri görebiliyorsunuz.

Cumhuriyetin kuruluşu ile birlikte Milli Eğitimdeki ışık her gün daha fazla yükselerek ve gururla yaşadığımız eğitim hayatımızda ülkemizin çocukları olarak ANDIMIZIN verdiği ruh ile ülkemizin geleceği için nesiller yetiştiriyoruz. O nesillerin içerisinde aslını inkâr edenlerimiz olsa da Cumhuriyet hepimizi kucaklıyor.

Büyüyoruz ve her gün daha da ileriye gitmek için hayatımızdan bir şeyleri feda ediyoruz. Bu feda ile 97 yaşına gelen Cumhuriyet tüm dünyada olduğu gibi COVİT 19 denilen bir illetle savaşmaya başlıyor. Artan hasta sayıları,  zamanla kontrol altına alınsa da ekonominin yeterli olmaması sonrası yeni normal denilen uygulamalar ile COVİT 19 vaka sayısında yeniden artış ve virüsün mutasyonu ile hastalık ülkeyi ve insanlarımızı zorlarken, tedbir olarak, kısıtlamaların artırılması ve tam kapanma yeniden gündeme gelecek mi? Sorusu ile kafalar bulanıyor. Gelecek korkusu yükselen bir hayat bizi içerisine çekiyor. Tam kapanmanın ise, zaten zor durumda bulunan ekonomik ve sosyal hayatı daha da olumsuz hale getiriyor.

Çözüm ne o zaman? Aşı ve aşılanmanın önemli.Aşılanan kişi sayımızın biran önce artması gerekiyor ve yetkililer bunu her gün defalarca vurguluyor. Pekâlâ, halk ne yapmalı?  Aşı varda yastık altında mı saklıyor.Az kaldı hadi altın ve dolarlarınız gibi aşılarınızı çıkarın ve gerekli olan kadarını piyasaya sürün diyecekleri güne. Bakıldığında iştetam da bu noktada, aşı açısından dışa bağımlı olmamız ve bu güne kadar maalesef kendi yerli aşımızı üretememiş olmamız, bizi zor durumda bırakıyor.

Bugün itibariyle, AB ülkeleri arasında bile aşı ihtiyacı ve kavgası yaşanırken, keşke kendi aşımızı üretmiş olabilseydik diyoruz. 97 yaşındaki Cumhuriyet Türkiye’sinin, bu kadar üniversitesi, bu kadar hastanesi, bilim insanı, araştırma merkezi ve özel sektör kuruluşuyla, bu güne kadar yerli aşıyı üretememiş olması, hem düşündürmekte, hem de mevcut sistemi sorgulamamızı gerektirmektedir.

Bu arada haksızlık yapmak gibi bir niyetimiz de yok tabi, her ne kadar kendilerine verilen sözler ve haklarla ilgili vaatler yerine getirilmemiş olsa dasağlık çalışanlarının bu güne kadarki özverili çalışmalarına hepimiz müteşekkiriz. Ancak, alınan tedbirlere hepimizin titizlikle uyması ve aşı tedariki, COVİT 19 ile mücadelede daha önemli hale gelmiş bulunmaktadır. Tabi sokaklarda hak arayan Kadınlarımızın ve destekçilerinin COVİT 19 a yakalanmadan tekrar İstanbul Sözleşmesinin yetkililerce geçerli olduğunu kabul etmesi şartı ile;

Umuyoruz ki artık tüm bu gelişmelerden sonra Bilim, Fen, Matematik, Eğitim, Sanat, Kültür, İnsanlık, adına yatırımlar yaparak ülkemizi dışa bağımlılıktan kurtaracak adımlar atılmasıdır. Şayet Mustafa Kemal Atatürk’ün işaret ettiği her şeyi gelecek için ciddiye alırsanız umutlar tükenmez Aydınlık Yarınlar Bizimle Demektir. Güzel bir hafta diliyorum. Sevgilerimle.

HALİM KIZILIRMAK

(SMMM- BAĞIMSIZ DENETÇİ / KENT KONSEYİ GENEL SEKRETERİ)

Bir cevap yazın