KALBİMİZ SENİNLE 61 KERE

Bayramlar peş peşe geldi. Trabzonspor Bayramı… Emek ve Dayanışma Günü… Ramazan Bayramı… Hepsinin yeri ayrı mutlaka… Fakat 30 Nisan yok mu? Tam 38 yıldır beklediğimiz gündü. Hani “Nisana mı denk gelir yoksa Hazirana mı sarkar” diye hayal kurardık ya… Rüyalarımızı süslerdi. Uyanıverirdik ve yeniden dönüşürdük hayal tacirine. Bazen saat gibi kurardık kendimizi. Sırf rüyamızda görelim diye… Meydanlar tıklım tıklım… Bizim marşı çalıyor bandolar… İnsanların üstüne, aracına, evine, işyerine, sokağına Bordo Mavi yağmış sanki. Yok böyle bir mutluluk!.. Sonrası belli, hayal kırıklığı doğal olarak.


*** Sen, 1061 kilometre uzak bir kentten kalk. Git, İstanbul saltanatına son ver. Olacak şey değildi ama olmuştu. 2010 – 2011 sezonu ve diğerleri arada kaynamasa bilmem kaç kere… Biz sana mecburuz Trabzon. Kalbimiz seninle 61 kere.


*** Son haftalarda bir şeyler oldu bize. Hem de puan farkı öyle böyle değilken… “Ya buradan da şampiyonluğu verirsek!?” Önce Konyaspor üzerinden geldiler… Baktılar ki İstanbul takımları işin içinde olmazsa olmaz, hooop… Bir puan bile alamazsak… Hepsi geride kaldı, çok şükür. Son düdük çaldığında… O nasıl bir heyecan dalgasıydı öyle? Dünyanın dört bir yanından da duyuldu. Yediden yetmişe herkes muhteşemdi. “Bize her yer Trabzon” derken şaka yapmıyordu bizim çocuklar.


*** Muhacirlikte Tokat taraflarında iki yıl kalan Temel Dedem, “Trabzon’dan ayrıldıktan sonra anladım ki bizim Trabzon’dan başka bir şeyimiz yoktur” diye anlatırdı gözyaşları içinde. Ve dönüş yolculuğunun can alıcı cümlesi hepimizin ezberine sinmişti. “Haçan Trabzon göründü!..” Ne büyük bir özlemdi Trabzon? Kök salınacak toprak oradaydı, tutunacak dal.


*** İnsan, dedesini sever gibi sevince Trabzon’u… Onun renklerini de seviyor. Bir şey daha… Trabzonspor’un, sadece Trabzonluların takımı olmadığını anlıyor. Sınır ötesi bir harekâta dönüşen Trabzonspor’un, ona hayat verenlerin hayatı olduğunu da…


*** Günebakış’ın… TEB ve TTSO katkılarıyla hazırladığı “Trabzon Ticaretine Yön Verenler” kitabına yeniden baktım da… “Trabzonspor’un şampiyonluğu için uğraştığımız kadar Trabzon’a demiryolu gelsin diye uğraşsaydık demiryolu Trabzon’a on kez gelirdi” demiş Besim Kahraman. Altına imzamızı atarız. Eeee, onca kumpas, allem kalleme rağmen… Bitime üç hafta kala ipi de göğüslediğimize göre…


Taraftarın beklediği büyük şölen hazırlıklarına “evet”. Fakat şu demiryolu işinin de peşini bırakmayalım. “Yapabilir miyiz” diye de birbirimize bakmayalım. 38 yılın ardından Anadolu’da yeni bir destan daha yazıldığı ortada… Yeri göğü de inlettiğimize göre… Olur bu iş. Şampiyonun şehrine otobüs var, uçak var… “Tren ve vapur?!” Özellikle de tren. Kupa töreninde “TRabzon’a tren” diye öyle bir yükseltelim ki sesimizi… İlk plana alınsın, ilk kazma vurulsun. 38 yıl sonra gelen şampiyonlukla tren de gelsin. Bizim buralarda bayram olsun.

Bir cevap yazın