GÜÇLÜ KADIN

Merhaba;

Herkesin hayatında önemi büyük tek bir kadın vardır. Annelerimiz bizi yetiştiren, kız veya erkek çocuk olsak da örnek olan annelerimiz. Evet, bu gün Annemin ölümünün 9. Yılı ve benim hüzünlü olduğum bir gün, sanırım her 7 Mart günü geldiğin de bu hüznüm devam edecek. Oysaki bir sonra ki gün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü.

Dev afişlerin duvarlara asıldığı, ellerin de karanfillerle dolaşan yöneticiler, sosyal medyada kadına yönelik kısa video çalışmaları, STK olan Kadın Dernekleri’nin açıklamaları, toplumun hayran olduğu göz önünde sanatçıların oluşturduğu görseller,  cep telefonlarımıza gelen mesajlar oradan oraya iletilip dururken, televizyon ekranlarında bazı markaların istihdamda kadına yönelik verdikleri istatistiki sayılar ile reklamları alıp başını gidecek.

Ne yazık ki bir sonraki güne kalmadan, dayak yiyen, tacize uğrayan, mobing uygulanan, çocuğunun gözleri önünde dövülen yâda öldürülen birçok kadının haberleri yine aynı yayın organlarınca topluma duyurulacak.

 Hepimiz bir süre sonra bu haberlerin içeriğinde olmaması gerekeni değil, suçlu aramak ya da suçu hafifletecek yorumlar ile ya da daha da nefret duygusu ile olaylara yaklaşacağız ve bu döngünün devam etmesine elbirliği ile yardım etmiş olacağız.

 O zaman yapılması gereken nedir? Onu konuşmamız ve çözüme ulaştırmamız gerekmektedir.

Güçlü kadın dendiğinde; ilk aklımıza gelen fiziki üstünlüğü olan kadın değildir inşallah.

Güçlü kadın eğitimini tamamlamış, bir işin yönetimine gelmiş artık ticaret içerisinde var olmuş ekonomiye katkı sağlayan veya akademik kariyer yaparak eğitim alanında söz sahibi olan önünde düğme iliklenmesini başaran sosyal yaşam içerisinde sayılan ve varlığının kattığı değer ile saygın kadın olarak mı anlamalıyız.

Güçsüz kadın dendiğinde de sanırım yazdıklarımızın tamamen tersine sahip olan kadından bahsediyor olmalıyız.

Ortak kavram kadın, kadının güçlü ya da güçsüz ayırımını neye göre yapmalıyız.

Güçlü diye bazı sıfatlar verdiğimiz kadın, başka bir kadının kendisine yaptığı servis sonrasında ekonomik gücünden dolayı bahşiş vererek kendi gücünün bir kısmını diğer çalışan kadına verdiğini düşünmesi ile kendini ne kadar mutlu hissedecektir.

Oysaki güçlü diye nitelendirdiğimiz birçok kariyeri olan kadın mutsuz bir beraberliğin içerisinde evinin yolunu tutarken, bahşiş verdiği kadının işinden çıktığında koşarak gittiği, kendisine bir buket sevgi ve şefkat ile sarılan birinin varlığı ve başını omuzuna koyduğu hayatı her güzelliği ile paylaştığı anıları ve anları olabilir.

O halde güçlü ve güçsüz kavramı yaşam şartlarına göre belirlenmiyor, sevgi odaklı, uyum odaklı, anlayış yüklü, birlikteyken paylaşılan iyi ve kötü her şey güçlünün belirlenmesinde en önemli faktör.

Ülkemizde Kadın STK’ları, kuruluş amaçlarına yönelik çalışmaları yapmaya devam ediyorlar.

İstanbul Sözleşmesinin esasları içerisinde kadın haklarının korunması ve kadının bilinçlendirilmesi ve güçlendirilmesi adına birçok çalışma ve eylem planları düzenleyerek şiddet konusunun önüne geçmeye çalışıyorlar.

Ancak Güçlü kadın olmayı kimse konuşmuyor.

Aslında Kadının güçlü olması yaşamında ki bazı şeylerden vazgeçmesi ile mümkün. Vazgeçmek özgürlük kelimesinin de tam karşılığı oluyor.

Yeni hayata kapılarını açacak kadının sayısına baktığınızda yok denilecek kadar. Ekonomik, sosyal, hukuki, istihdam ve diğer etkenler hemen kendini belli ediyor.

Kimi kariyerinden, kimi yeniden gücü olmadığından, kimi çocuğundan, kimi ailesinin baskısından, kimi mahalle baskısından, kimi içerisinde bitiremediği hırslarından ve vermek istediği mücadeleden, kimi gerçekten kimsesi olmadığından, kimi yeni hayatının nasıl olacağını bilmediğinden, kimi sonrasında başına geleceklerin korkusundan; 

Ama asıl Güçlü Kadın tüm yaşamını;  çocuklarına, evliliğine,  ailesine adamış,  sabahın erken saatleri ile akşamın en geç saatlerine kadar çalışarak mesaisinden hiç ödün vermeden, yaşadıklarından şikâyet dahi etmeden topluma, ülkeye, ekonomiye ve başka bir ailenin kurulmasına kendini adamış o ANNEYİ o KADINI bizler ellerimizin üzerinde taşımalıyız.

Hiçbir sosyal güvence sunamayan sosyal devlet anlayışının olmadığı bu hayatta kadınımızın yanında olduğumuzu ve hissettirmeliyiz.

Laik ve Aydın Türk kadını güçlüdür güçsüz kadın yoktur. Kadının gücünü göremeyen Sosyal Devlet olamamış yönetim vardır.

 Ülkesini seven vatanını seven Kadını da sevmeli, Vatan Kadındır, Vatan Anadır, Vatan Çanakkale’de yatan kadınlarımızdır.

Hayat çok kısa severseniz sevildiğinizi anlarsınız, özlemeniz için ölmesi gerekmiyor. Hırsınızı şiddet için değil sevginiz için zorlayın. Sevgi ile kalın…

Halim KIZILIRMAK / BAĞIMSIZ DENETÇİ – MALİ MÜŞAVİR /BAKIRKÖY KENT KONSEYİ GENEL SEKRETERİ

Bir cevap yazın