GÖKTAŞI SEKTÖRÜ

Şu sıralar haberler birbirini kovalıyor.

 Daha çok Karadeniz Bölgesi’nde…

 Yok göktaşı düşmüş de…

 Değeri yüzbinlerce dolarmış da…

Milyonlarla ifade edenler var.

 Amerikalılara satanlar…

Müşteri kızıştıranlar…

*** “Şuraya düştü” diyerek işaret ettiği yeri yakından gösteremiyor çünkü birkaç metrelik çukur açması gerekiyor tarlada…

 Bir başkası güya göktaşının açtığı çukurun başında poz veriyor ki iki karış bile yok derinliği. Yani akıl var, mantık var.

 Taa nerelerden hız sınırlarını aşar şekilde gelecek ve taze toprağın yüzeyi biraz eşelenir gibi olacak ha!..

 Sadece gülerler bu tür mizansenlere…

 *** Basından takip edince…

İlgili videoları izleyince yıllar önce karşılaştığımız onca farklı taş geldi aklıma.

“Yaban taşı” derdik nedense.

Çok serttiler ve de yamrı yumru.

 Bu yüzden işlenmeleri zordu.

 Pek çoğunu duvar arkasında dolgu malzemesi olarak kullanmıştık.

 Şimdi “ya içlerinde göktaşı varsa” diye düşünmüyorum da değil.

Kim bilir hangi duvarın ardında bekliyordur koca bir servet?

 *** Define işine meraklıyız olduk olası. Hikâye anlatanlar, elden ele harita dolaştıranlar…

 “Adam birdenbire ortadan kaybolmuş, üç yıl sonra evler arabalar…

” Bir anda köşeyi dönmenin dayanılmaz cazibesidir bu.

“Ya çıkarsa” türünden bir hayal dünyası…

“Benim bahçemde bulunsa” akıl oyunları ki paranın nerelere yatırılacağı bile hesaplanır inceden inceden…

 “Çalışarak kazanmak” yerine piyangoya bel bağlamak…

Onca göktaşı dağılmış olmalı sağa sola…

Hem güzel havalar da yaklaşıyor.

Millet, salgından da uzaklaşmak (!) amacıyla “o tepe senin, şu tepe benim” diyerek yürüyüşleri biraz abartabilir.

“Şu taş, yok yok, şu taş” şeklinde kendi kendine konuşabilir.

 *** Bu pilav daha çok su kaldırır. Millet, kırlara bayırlara hücum eder.

 Laboratuvarlar, araştırma enstitüleri devreye girer.

Basının başına da talih kuşu konarcasına göktaşı düşer.

Ne hikâyeler çıkar? Tam da korona illeti milletin üzerine çullanmışken…

Al sana göktaşı. Tepe tepe kullan.

*** Bence artık bu işlere de el atmanın zamanı geldi.

 Hem, taşlar gökten düştüğüne göre…

 Yağmura, kara, doluya benzemez.

 Çok çok daha yukarılardan bir yerlerden geliyorlar.

 “Gökten düşen benimdir” mantığı ne kadar doğru olabilir ki?

Tarlaya soğan mı ektin de sahip çıkıyorsun? Yoksa elma armut mu bu, “benimdir” diyerek topluyorsun?

 Hani göklerden gelen bir şey ya…

İşte o şey neyse sahibi ‘devlet’ olmalı.

Öyle “benim tarlammış, vadimmiş” gerekçesine sığınılmamalı.

*** Yeni bir yasal düzenleme zamanı…

“Bundan böyle her kim ki gökten düşen bir cisim bulur, hiç vakit geçirmeden en yakın resmi kuruma teslim ede.”

 *** Eskilerin “başına benim kadar taş düşsün” sözü boşuna değilmiş demek.

 Kim bilir belki de göktaşıyla hayatını kaybeden insanlar olmuştur da o yüzden…

Günümüzde kimselerin başına düşmese de…

 Belli ki yavaş yavaş gündeme düşecek.

 *** UEFA, şike yapan 4 Türk takımını açıklayınca…

Sanki ulusal basına göktaşı düştü.

 Ekranlar suspus, sayfalar da öyle…

 Hiç mi “haber” değeri yok?

Manşetten verilmesi gerekmiyor mu?

 Mademki “şike” tescillendi. Şike yapanlar da apaçık belli.

Belhanda’nın gönderilişi ne ki?

 Dilmen’in istifa edişi…

 Artık bundan böyle, “yok efendim bizi oyuna getirdiler, komplo kurdular” diyemeyecek kimse.

Daha önceden dedikleri ne varsa hepsi yalan olacak.

Göktaşı ‘tarla’ya düştü bir kere.

Her taraf tarumar. Google’a soruyorsunuz.

 Birkaç site uyanmış sadece…

 Diğerleri mışıl mışıl…

Ondan sonra da “bizde futbol niye böyle” şeklinde ortaya karışık sorular.

 Futbol, son kırk yıldır sahada oynanmıyor ki!..

 “Trabzonspor’a karşı oynanan bir oyun” olarak kayıtlara geçti bile.

(Özellikle Not: Trabzonspor konusundaki duyarlılıklarından dolayı Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç ile Yomra Belediye Başkanı Mustafa Bıyık’ı tebrik ediyorum.)

*** “Taş biriktirmek” belli ki hobiyi de aşacak böyle giderse.

“Sende ne var?”

“Sende?”

 Aslında etrafımıza daha dikkatli bakacağız demektir bu.

 Koleksiyonumuzu her geçen gün biraz daha zenginleştireceğiz…

Bu işin de sektörü, borsası kurulur.

Daha bunun yüzüğü, küpesi, ötesi berisi var.

 “Göktaşının uğuru” diye bir şey uydurulur ya da gerçekten vardır fakat yeni bulunmuştur, duyurulur.

 “Taş” diye küçümsediğin “baş tacı” olur.


Bir cevap yazın