DÜRÜST YAŞAMAK

İnsanoğlu ne ekerse onu biçer diye boşuna dememişler. Kötülerin dostluğu kısa, iyilerin dostluğu uzun sürer demişti çok sevdiğim bir abim. Canım babam ve annemden bana kalan en büyük miras haram yememek, dürüst olmak, kalp kırmamak. İnsanlara güvendiğim için maddi ve manevi çok kazık yemişimdir. Haram paranın büyüğü, küçüğü olmaz. Haram haramdır.


80’li yıllarda Hürriyet binası Cağaloğlu’nda iken gece çalıştığım zamanlarda Bakırköy istasyonuna yakınsam tren ile giderdim. O zamanki istasyonda, merdivenden indikten sonra bilet aldığımız yeri bilir tüm Bakırköylüler. Gişede duran bayan az da olsa sert mizaçlı biriydi. Yine bir gün trenle gidecektim. Biletimi aldım; para üstünü cebime koyarken fazla verdiğini fark edip geri vermek üzere gişeye yöneldim. Pardon dediğimde suratı yine asıktı, bana fazla para üstü vermişiniz dediğimde o sert kadın gitti yerine gülerek teşekkür eden bir kadın gelmişti.

Eşim de marketten alışveriş yaptığında; her zaman faturayı kontrol eder. İki tane ürün aldığında tek çekim yapan kasaya geri giderek düzelttirmesi ve kasadaki kızın mutlu bir suratla teşekkür etmesi işte o an her şeye bedel oluyor. Allah bilmeyerek olsa da kimseye haram yedirmesin. Bu iki örneği vermemdeki sebep haram yemenin büyüğü küçüğü olmaz. Sizin avantaj sağladığınız para kasada ya da gişede çalışanların günde birçok kişiye bu hatayı yapmaları sonucu ne kadar maddi zarara uğrayacak olmalardır.


Kaçak Elektrik ve su kullanımı da hırsızlıkların ve haksızlıkların başında geliyor. Ben devlete kazık atıyorum derseniz yanılırsınız. Çünkü devlet aradaki farkı hiç suçu olmayan halktan zaten alıyor. Bu halkın içinde en büyük hak yetim hakkıdır, bilmeden de olsa yetim hakkı yediğini unutmasın bunu yapanlar. Şu kısacık dünyada kalp kırmadan, başkalarının hakkına el uzatmadan yaşasak ve akşam yastığa başımızı koyduğumuz da huzurlu uyusak ne güzel olur. Çalan çırpan kendi çevresi rahat yaşasın diye başkalarının hayatlarını karartan insanlar da iyi bir şey yaptıklarını sanıp rahat uyuyabilirler. Belki onlara göre doğru odur.


Ne ekersek onu biçeriz ben Süleyman Saygı torunu, Şükrü Saygı oğlu Haluk Saygı iki oğlum Serhat ve Emre’de bu kronolojik sırada dürüst ve saygılı iki fert olarak devamımızda gelecek torunlarımızı yetiştireceklerdir. Komiser dedemden babama, babamdan bana, benden oğullarıma kalan ve kalacak en büyük miras DÜRÜST olmaktır.

Dün eski Emniyet binasının önünde hayır için lokma dağıtılıyormuş. Sırada olan iki kadın lokmayı dağıtan kişiler tarafından ikaz edilse de aldırış etmeden torbalarına içerisinde 6 adet lokma bulunan plastik 5’er kap koyup gitmişler. İşte buna da hak yemek denir.
Bu yazımın yayınlandığı gün benim 26 yıl emek verdiğim Hürriyet Gazetemden emekli olduğum gündü. 1 TEMMUZ 2006; o günden bu güne de 15 yıl geçmiş. Allah hepimize sağlıklı ve mutlu nice yıllar nasip etsin.
Kendinize iyi bakın.

Bir cevap yazın