DİZİ DİZİ

Bu işin böyle olacağı belliydi zaten. Sen, ABD’den sonra dünyada en fazla TV dizisi satan ülke ol. İstanbul’u anlat anlat ve anlatmaya devam et. Diğer illeri, kasabaları… Denizi, dağı, yaylaları… Fakat hepsi bir yana ille de İstanbul… Bir zamanlar “San Francisco Sokakları’nı izler gibi… Dallas, Yalan Rüzgarı ve daha niceleri… O denli iz bırakmışlar ki hafızamızda… “San Francisco’ya gitsem, kaybolmam” diye düşündüğüm bile olmuştu.


*** Türkiye olarak 1975 yapımı Aşk-ı Memnu’yu, 1981’de Fransa’ya ihraç ederek dışa açılmışız. Türk dizilerinin Orta Doğu’dan Amerika’ya, Afrika’dan Asya’ya yolculuğu hızlandıkça hızlanmış. Ve Muhteşem Yüzyıl’la rekor kırmışız.


*** Hal böyle olunca tüm dünya daha fazla merak etmiş bizi. Özellikle de Doğu… Türk Dünyası’yla birlikte Afganistan ve Pakistan… Çocukların ve gençlerin zihninde kim bilir nasıl bir İstanbul canlanmıştır? Boğaz kıyısındaki köşkler, gelip geçenler, masallardan fırlamışçasına sofralar… Sözün özü en şaşaalısından hayatlar… Bir Afgan gencin bu dizileri izlediğini düşünsenize… Türkiye gibi “kardeş ülke” etkisini de ekleyelim. Kültürel yakınlık sayesinde yeni bir rüyanın peşine düşülüyor. “Ver elini İstanbul.


*** Hani Avrupa’yı sarsan savaşlar ve karışıklıklar yüzünden “Bir Amerikan Rüyası” başlamış… İnsanlar bir an önce bu uçsuz bucaksız topraklara ulaşmak için yollara düşmüştü ya… Afrika’dan da milyonlarca köleyi yeni kıtaya taşımıştı. Benzer bir senaryo yaşanıyor coğrafyamızda… Kabul edelim etmeyelim, bahanesini bulan, hikâyesi olan herkes sınırları aşıyor ve kafileler halinde ülkemize giriyorlar.


*** Belli ki bu konu “çözülmesi gereken en önemli sorun” şeklinde duracak karşımızda. Bir yandan ‘sığınmacılar’la ilgili yeni tedbirler paketi üzerinde durulurken… Diğer yandan sosyolojik araştırmalar da ihmal edilmemeli. Böylece milyonlarca rüyanın fotoğrafı çekilebilir, ülkemizin “ara istasyon” mu yoksa “ana istasyon” mu olduğu da anlaşılabilir.


*** “Dizi dizi” deyip de geçmiyoruz. İhracatta 500 milyon doları yakalamışken yeni şeyler söylemenin de zamanı geldi mutlaka. Sığınmacılar konusu yavaş yavaş senaryolara dahil edilebilir… İyi örnekler olduğu gibi geri dönmek isteyenlere de yer verilebilir. O zaman şöyle diyelim: “Dizi dizi gelenler, dizi dizi gitsinler.”

Bir cevap yazın