DEMİRYOLU MASALLARI

Bir varmış, bir yokmuş… Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde… Pireler berber iken, develer tellâl iken… Karadeniz kıyısında şirin mi şirin bir kentte çalışkan mı çalışkan, cesur mu cesur insanlar yaşarmış. Kentte her şey güllük gülistanlık… Gemiler gelir yanaşırmış, Uçaklar iner kalkarmış, Arabalar vızır vızır fakat yalnızca tren yokmuş. Gel zaman, git zaman, söz veren verene… Projesi yapılmışmış, programa alınmışmış… Erzincan’a, Samsun’a bağlanacakmış… Oysa çizilen resimlerde, yakılan türkülerde ne tren varmış ne de istasyon? Meğer bütün bunlar bir masalmış.

Bir kent düşünün ki 38 yıl beklediği şampiyonluğa kavuşmak üzere… 100 yıldır beklediği demiryolundan ise hâlâ haber yok. Akıl alır gibi değil. Bizler “demiryolu demiryolu” diye sesimizi yükselttikçe… Yazılar yazıp, dikkatleri ‘tren’e çektikçe… Rafa kaldırılan en mühim projeyi “Doğu Karadeniz’in makûs talihini değiştirecek” kadar sahiplendikçe… Görüldü ki ikinci pist geliyormuş. “İhtiyaç mı?” “Kesinlikle.” Kim, en “havalı” ulaşıma karşı çıkabilir ki?


Bir iki saat içinde istediğin yerdesin. Cebimizi cüzdanımızı yaksa da… Temiz, konforlu ve de hızlı… İyi de sormazlar mı “nerede Doğu Karadeniz’in demiryolu”? Koca ülkenin tren geçmeyen tek bölümünde büyük bir sessizlik var. Kime sorsam, “ikinci pist yapılıyor, ne düşünüyorsun” diye… “İkinci pist?” şeklinde soruya soruyla karşılık verenler çoğunlukta. Bence haksız da sayılmazlar.


*** Bu kent yıllardır demiryolu masalları anlata anlata büyütmüş çocuklarını. Hani bütün bunların sonunda bir demiryolumuz olsaydı yine de gam yemezdik. “Bekledik ama değdi” derdik. Ne oldu? Biri çıksın ve açıklasın, “Trabzon Erzincan’a bağlanıyor” sözünü. Sayın Binali Yıldırım, Trabzon’da bir müjde olarak bu cümleyi kurduğunda… “Bu kez tamam” demiş ve özlem sona eriyor diye sevinmiştik.


*** Ordu-Giresun ve Rize-Artvin’in ardından deniz dolgusu üzerindeki üçüncü havalimanı Trabzon’da yapılacakmış. AK Parti Trabzon Milletvekili Salih Cora, ikinci pist çalışmasının bir iki ay içerisinde netleşeceğini açıklamış. Tek pistin yeterli olmadığını, ikinci pistin bir zaruretten kaynaklandığını ifade etmiş. “Trabzon Havalimanı bölgenin en eski havalimanlarından birisi. Uluslararası havalimanı ve bölgenin ilk havalimanı olma özelliğine sahiptir. Şu anda baktığımız zaman yolcu taşıma kapasitesi maksimum seviyede ve yıllık 3,5 milyon civarında yolcuya hizmet veriyor.


*** Ordu, Giresun, Trabzon, Gümüşhane, Bayburt, Rize, Artvin… Onca insana reva mı bu demiryolu çilesi? Bizim kıyılarımızdan, vadilerimizden, evlerimizin önünden de tren geçseydi ya… Bekleseydik istasyonlarda, inseydik, ayrılsaydık kavuşsaydık… El sallasaydık, hüzünlenseydik… Şöyle hayallerimize kavuşurcasına koltuklarımıza kurulsaydık. Japonya ve İsviçre gibi bir tünelden girip diğerinden çıksaydık. Buharlaşan camlarına “tren geldi, hoş geldi” yazsaydık. Tam zamanında sılaya gurbete varsaydık. Fena mı olurdu?


*** 2023, 2029 ve 2035 yıllarına ait Ulaştırma ve Lojistik Ana Planı’nda yokuz. 2053 Planı’na da baktık, nihayet… Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu’nun açıkladığı planda Trabzon ve Rize’ye iki hat koymuşlar. Yani boşu boşuna ümitlenmiş, heyecan yapmışız. Bir başka bahara bile kalamadı çünkü demiryolu aşkımız bir masaldı.
*** ‘2023 Yatırım Programı’nda “Trabzon’a ikinci havalimanı” da yerini almış. Bölgemize ve kentimize katkısı olacağından kimsenin şüphesi yok. Fakat demiryolu olmayan Doğu Karadeniz’e niçin üçüncü kez havadan yükleniliyor? Niçin sadece 2053 Planı’nda öngörülüyor? “Kara” varken, “deniz” varken… Ve “Demir” yokken… Niçin “hava” bu kadar çok seviliyor? Erzincan – Trabzon ve Samsun – Trabzon hattı niçin 30 yıl daha bekleyeceğiz? Ya da özetle şöyle soralım: “Bizler, Trabzon’da ne zaman demiryolu göreceğiz? Yoksa bu hayalimizi de torunlarımıza mı devredeceğiz?”

Bir cevap yazın