ASIRLIK İKİ YAKADAKİ KÖŞKLERİN HİKAYESİ

Simenoğlu ve Madam Tamara köşkleri….

 

Biri Yeşilköy’de diğeri Kadıköy’de. İkisi de Yeşilçam’ın efsane filmlerine ev sahipliği yaptı. Biri restore edildi, hâlâ varlığını sürdürüyor ve değeri milyon TL ile ölçülüyor, diğeri kaderine terk edildiği için harabeye dönmüş durumda.

 Şimdilerde Simenoğlu Köşkü satışıyla, Madam Tamara Köşkü ise bakımsızlığı ile gündemde.

Yeşilköy’de İstanbul Caddesi üzerinde bulunan Simenoğlu Köşkü ve Kadıköy Bostancı’daki Madam Tamara Köşkü… Şehrin iki ayrı yakasında bulunan, 1900’lerin başında inşa edilen bu köşklerin ortak özellikleri, vakti zamanında Yeşilçam’ın birçok filmine ev sahipliği yapmış olması. Kimler çalışmadı ki bu köşklerde? Kemal Sunal, Şener Şen, Halit Akçatepe, Adile Naşit, Fatma Girik, Türkan Şoray, Hülya Koçyiğit, Ediz Hun ve daha niceleri bir zamanlar bu köşklerde film çektiler.
Bu iki tarihi yapı, şimdilerde farklı nedenlerle gündeme geldi. Simenoğlu Köşkü, 25 milyon TL’ye satışa çıkmasıyla, Madam Tamara Köşkü ise harabeye döndüğü için haberlere konu oldu.


Osmanlı’nın son dönemlerine Cumhuriyetin kuruluşuna, iki dünya savaşına tanıklık eden bu köşklerin hikayeleri birbirinden ilginç. Lakin iki köşkün kaderleri farklı seyrediyor.
Yeşilköy’deki Simenoğlu Köşkü, 1980 sonrası restorasyon edildiği için dimdik ayakta ama Madam Tamara Köşkü onun kadar şanslı değil. Restorasyon yapılmadığı için yıkılmaya yüz tutmuş durumda… Biz de hafızamıza yer etmiş filmlere ev sahipliği yapan bu iki köşkün hikayesini araştırdık bakın neler çıktı?

Simenoğlu Köşkü Arzu Film mesken tutmuştu.
Simenoğlu Köşkü olarak anılan yapıyı, Yeşilköylüler Arnavut Hayreddin Bey Köşkü olarak biliyor.

Sevgili Dayım, Şaşkın Damat, Tosun Paşa, Şabanoğlu Şaban, Gol Kralı, Orta Direk Şaban, Süt Kardeşler, Neşeli Günler, Cafer’in Çilesi, Kanlı Nigar, Cici Kız burada çekilmiş filmler arasında.

Yakın zamanda 25 milyon TL’den satışa çıkarılan köşkün mülkiyeti şimdilerde el değiştirmiş durumda. Yeni sahibi ve ne kadardan satıldığı şimdilik açıklanmıyor.


Yeşilköy ve Bakırköy tarihiyle ilgili yazı ve kitaplarıyla tanınan tarihçi Turgay Tuna buranın aslında Arnavut Hayreddin Bey Köşkü olarak bilindiği anlatıyor.

1900’lerin başında 2. Abdülhamit’in mülkü aileye hediye etmesiyle, burada bulunan bir Rum evi yıkılmış ve bu köşk inşa edilmiş. Tuna “Hayreddin Bey (Hayreddin Nedim Göçen) uzun yıllar burada oturdu.

Sonra oğlu Mehmet Sami Bey ve onun kızı Nimet Hanım bu köşkte yaşadı. 1970’lerde Nimet Hanım zamanında sinemacılara kiralandı. O ünlü Yeşilçam filmleri o dönem burada çekildi” diyor.


Hayreddin Nedim Göçen, Osmanlı Sarayı’nda tercümanlık yaptığı gibi 1920’de çok kısa süre İstanbul Belediye Başkanlığı görevini de yürütmüş. 1980’lerde metruk bir hal alan ve adı Perili Köşke çıkan köşk, daha sonra el değiştiriyor.


Tuna “Simenoğlu Ailesi’ni bilmiyorum. Ama onlar zamanında çok iyi bir restorasyon yapıldı. Aslına uygun bir şekilde hem de. Galiba onun için bu adla anılıyor köşk.

Hatta bu restorasyon sırasında evden Hayreddin Bey’e ait üç sandık bilgi ve belge çıkmıştı” diyor. Sinemoğlu Ailesi’nden sonra uzun yıllar Necla-Danış Köse çifti burada oturuyor. Köşk 2000 yılında sivil mimarlık eseri olarak tescilleniyor.

19. yüzyıl İstanbul konaklarının mimarisine uygun şekilde yapılmış olan köşkün, çatı saçaklarının altında ve balkonlarda geometrik motiflerle oluşturulmuş zarif süslemeler bulunuyor.
Ayastefanos Antlaşması bu köşkte mi imzalandı?
Simenoğlu Köşkü ya da Arnavut Nureddin Bey Köşkü olarak bilinen yapıyla ilgili önemli bir iddia var.

Tarihçi İlber Ortaylı’nın kimi yazılarında ve bazı kaynaklarda 93 Harbi olarak bilinen, 1877-1878 arasında Osmanlı İmparatorluğu ile Rusya arasında yaşanan savaşın sonunda, 3 Mart 1878’de imzalanan Ayastefanos Antlaşması’nın bu köşkte imzalandığı belirtiliyor.

Ama bu köşk 1900’lerin başında yapıldıysa nasıl bu mümkün olabilir? Bu konuyla ilgili kimi kaynaklar ve tarihçi Turgay Tuna ise bu anlaşmanın bu köşkte değil, o dönem Dadyan Ailesi’ne ait olan, 1894’teki depremde yıkıldığı için günümüze gelemeyen Neriman Şah Yalısı’nda imzalandığı belirtiyor.

Madam Tamara Köşkü
Yeşilçam’ın milli platosuydu

Yeşilçam’da adı milli platoya çıkan ve Madam Tamara Köşkü olarak bilinen Bostancı’daki köşk, kaderine terk edildiği ve yıkılmaya yüz tuttuğu için son günlerde gündeme olan tarihi yapılardan biri.


Haydarpaşa Garı’nın inşa edilmesinden sonra garın müdürü olan Alman Edouard Huguenin’in, 1903’te Bostancı’da Ermeni aileden aldığı bir arazi üzerine görkemli bir köşk yaptırmasıyla başlıyor köşkün hikayesi. Huguenin, Kurtuluş Savaşı sonrasında Haydarpaşa Gar Müdürlüğü’nü Behiç Erkin Bey’e devretmek zorunda kalınca tekrar ülkesi Almanya’ya dönüyor.

 Bostancı’daki köşkünü de 1917’deki Ekim Devrimi’nden kaçıp İstanbul’a gelen Çar’ın mühendis sınıfı generallerinden olduğu iddia edilen David Parker (Türkiye’deki ismi) ve eşi Madam Tamara’ya satıyor.


Özcan Davaz’ın araştırmalarından ve onun Madam Tamara’nın kızı Madam Eteri ile yaptığı görüşmelerden öğrendiğimiz kadarıyla, aile bu köşkün odasında kiracıyken 1927-28 yıllarında, Osmanlı Bankası’ndan temin edilen bir kredi ile köşkü satın alıyor. Mühendis olan Parker o yıllarda kendi hesabına müteahhitlik yapıyor.

Anadolu’daki birçok yol ve köprüyü inşa ediyor. Hatta Elazığ’da yapılan bir köprünün açılışına Mareşal Fevzi Çakmak katılıyor. Madam Tamara burada Fevzi Paşa ile fotoğraf çektiriyor.


Sinema yazarı ve tarihçisi Agah Özgüç, Madam Tamara’nın kocası öldükten sonra sinemacılara köşkü kiraya vermeye başladığını anlatıyor. Özgüç “Bu köşkte birçok film çekildi. Öyle ki adı Yeşilçam’ın milli platosuna çıkmıştı.

Mesela hatırlıyorum, 1963 yapımı Nevzat Pesen’in yönettiği Genç Kızlar bu köşkte çekildi. Ediz Hun’un ilk filmiydi. Türkan Şoray, Hülya Koçyiğit, Tülin Özek, Zuhal Tan’ın da aralarında olduğu birçok oyuncu rol aldı filmde” diyor.


Huguenin Köşkü olarak bilinen yapı, mülk sahinin yardımsever kişiliği nedeniyle Kadıköy ve çevresinde Madam Tamara Köşkü olarak anılmaya başlıyor.

Özgüç, Madam Tamara’dan sonra köşkün sahibinin Kemal Ilıcak olduğunu yazıyor Türk Sinemasında İstanbul kitabında. Müfid Ekdal ise Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan İstanbul Konakları kitabında son dönemde sahibinin Nihat Gürer olduğunu belirtiliyor.


Kadıköy Belediyesi’nden aldığımız bilgiler, özel mülkiyete ait bu köşkün tarihi eser olarak tescillendiği yönünde. Belediyenin özel olarak ilgilendiği yapıyla ilgili olarak mülk sahibine bir an önce restorasyon çalışması yapılması yönünde bilgilendirilme yapılmış.

Köşk tarihi eser statüsünde olduğu için restorasyon projesinin bir an önce Kültür Varlıkları Bölge Kurulu’na iletilmesi istenmiş.

Atatürk’ün çay içtiği köşk
Agah Özgüç, Özcan Davaz’ın Madam Tamara’nın kızı Madam Eteri’yle 2005’te yaptığı görüşmede bu köşkle ilgili önemli bir ayrıntının ortaya çıktığını söylüyor. “Madam Eteri, 1936’da 13 yaşındayken köşkü Mustafa Kemal Atatürk ziyaret ediyor.

 Çay ikram ediliyor. Atatürk’ün o gün çay içtiği fincanları Madam Tamara yıllarca saklıyor. Sonra da Sadberk Hanım Müzesi’ne bağışlıyor. Bu önemli detayı kitabımda yazmıştım” diyor.

Kaynak : Sabah Gazetesi

Bir cevap yazın