HER ÇOCUĞUN KALBİNDE KENDİNDEN DAHA BÜYÜK BİR ÇOCUK VARDIR.

Merhaba hepinize önce sağlıklı sonra umutlarınızın tükenmeyeceği güzel bir hafta sonu diliyorum…

Bu hafta ki yazımın başlığını gene size farklı gelecek. Kimimiz şanslı olarak dünyaya geliriz, kimimiz de olanakları az bir ailede dünyaya geldiğimizden şansımız daha az gibi görünürüz.

Oysaki her çocuk kendi hayalinde mutlaka umutlarını yeşertmekte ve bu hayalleri için mücadele etmektedirler. Hepsinin yanında en çok olması gereken kişi anneleridir.

Anne, çocuğunu dinler, onun hayallerine kavuşması için mücadele verir, hem de hamileliğinden öleceği güne kadar evladı için hayal kurmasını ve mutlaka içinde ki büyük çocuğa kavuşacağı zamanı bekler ve bunu anlatır çocuğuna.

Ya elinde olanağı yoksa o annenin, medeniyetten, sosyal yaşamdan, ilim ve fenden uzak bir anlayış ve bakış açısında olan gelişmekte olan bir ülke de yetiştirmek zorundaysa çocuğunu; işte o zaman dünyanın en mutsuz annesi olacaktır.

 Ama çocuk annesine hüzünle baksa da kalbinde kendisinden daha büyük bir çocuk yaşatmaktan asla vazgeçmeyecektir. Yeter ki en önemli varlığı olan Annesi yaşıyor olsun, annesinin ölmesi ile kendini artık yalnız hissedecektir.

Bizler çocuklarımızın şanslı ya da şansız bir ortamda mı doğduğuna değil onların geleceğine nasıl olumlu şeyler katacağımızı düşünmeliyiz. Hiç birimizin birbirimizden üstün bir tarafı yoktur hepimiz eşit şartlarda dünyaya üryan olarak gelmekteyiz.

 Bu durum olanakları zayıf bir ailenin çocuğu olmak kalbimizdeki daha büyük bir çocuğu yaşatmamıza engel değildir. Belki de çok şanslıyızdır, neden mi?  olanakları yakalamak için vereceğimiz doğru savaştan dolayı.

Düşünsenize bir çocuğunuz dünyaya geldi ve sizinle iletişim kurmuyor, göz göze gelmiyor, konuşmuyor, devamlı şekilde evin dolap kapılarını açıp kapatıyor, titrercesine ellerini ve başını hareket ettiriyor.

 Sizin için hayat bitmiş gibi; belki de kendinizle saklambaç oynamaya başlamışsınızdır. Oysaki hayır hayır öyle olmamalı, çocuğumuz için mücadeleye hızla başlamalıyız. Nasıl mı?

 Yaşamda korkulacak tek şey mücadele etmesini bilmemek ve hakkını arayamamaktır, bir çocuk bazı özellikleri ile diğer çocuklardan farklı ise işte o çocuğun; Bir FRANZ KAFKA olamayacağı anlamına gelmemeli ,”FRANZ KAFKA modern dünya edebiyatının en özgün yazarlarından biridir.”

BİR MOZART olamayacağı anlamına gelmemeli, “ MOZART Klasik batı müziğinin en etkili ve en üretken sanatçısı. Bir JANE AUSTEN olmayacağı anlamını taşımamalıdır; “JANE AUSTEN 18. yy sonu 19. yy başlarında yaşamış dönemine göre son derece iyi bir eğitim almış, edebiyat tarihinin en başarılı yazarlarından biridir.

Bir LUDWİG VAN BEETHOVEN olmayacağını düşünemezsiniz.” BEETHOVEN klasik dönemden romantik döneme geçiş sürecine büyük katkı sağlamış ve gelmiş geçmiş en ünlü, en etkileyici bestecilerden biri olarak kabul edilmiştir.” Bir ALBERT EİNSTEİN olmayacağını bilemezsiniz “EİNSTEİN, kuantum fiziğin büyük ismi, Nobel Fizik Ödülü sahibidir.

 Bir FRİEDRİCH NİETZSCHE olmayacağını bilemeyiz “FRİEDRİCH NİETZSCHE filolog, filozof, kültür eleştirmeni, şair ve besteci. Din, ahlak, modern kültür, felsefe ve bilim üzerine metafor, ironi ve aforizma dolu bir üslupla eleştirel tarza yazılarıyla ünlüdür.”

Siz çocuğunuzun bir THOMAS EDİSON olamayacağını düşünemezsiniz “THOMAS EDİSON Edison bilimin yanı sıra aynı zamanda iş adamıdır, Tarihteki en önemli bilim insanlarından biri olmakla birlikte, 1093 patente sahiptir. Hepsi de birer OTİZİM’li Dünyaca ünlü kişilerdir.

 O halde her çocuğun kalbinde yaşattığı büyük çocuğu bizlerde yaşatalım. 2 NİSAN OTİZM DÜNYA FARKINDALIK GÜNÜ’ nünde tüm çocuklarımıza sahip çıkalım.

“NE MUTLU TÜRKÜM DİYEN” “ANDIMIZ” ile büyüyen bizler ve Çocuklarımız geleceğin aydınlık yarınlarıdır. 2 NİSAN OTİZM DÜNYA FARKINDALIK Gününde değil her gün farkındalık yaratmalıyız.  SAĞLIKLA KALIN,

HALİM KIZILIRMAK

MALİ MÜŞAVİR/ BAĞIMSIZ DENETÇİ- BAKIRKÖY KENT KONSEYİ GENEL SEKRETERİ

Bir cevap yazın