EĞİTİM ÇIKMAZI (VEYSEL ALÇINKAYA)

Covid-19 adlı bulaşıcı ve ölümcül virüs hayatımıza dahil olduğu ilk günden itibaren bizlerin birçok sosyal ve yaşamsal fonksiyonunu kısıtlamak için yeterli oldu. Bu bağlamda iş, eğitim, sağlık ve spor gibi birçok alanda kısıtlamalar ve hatta yasaklara gidildi. Bu alanlardan biri var ki adeta iki ucu pislik olan bir değnek durumunda. Bu alan ki yukarı tükürsek bıyık, aşağı tükürsek sakal durumunda. Bu alan; eğitim.

Eğitim ve öğretim hayatı 2020 yılının Mart ayından beri “online” bir format ile uzaktan devam etmekte. Bu durumun öğrenciler açısından birtakım artıları olduğunu inkâr edemesek de genel manada ne yazık ki uzaktan eğitim tamamen bir kelimeden ibaret kalmakta ve verimliliği sıfırı geçememektedir. Bilgisayar, tablet ve telefonlara düşen eğitimlerde gerek internet sorunları, gerek cihaz sorunları gerek ise iletişim sorunları yüzünden birçok problem yaşanmakta ve tabiri caiz ise öğrenciler adeta öğretimsiz bir eğitim almaktadır. Özellikle üniversitelerde alan ve uygulama dersleri hususunda yaşanan sıkıntılar çok can sıkmakta, 2 yıllık bölümleri kazanan öğrenciler kampüs havası dahi soluyamadan mezun olmaya doğru gitmekteler. Peki bu durum ne zamana kadar böyle sürecek? Mevcut görünüşte pek bir kesin yanıt yok gibi ancak bu durumda yapılabilecek şeyler de ne yazık ki kısıtlı. Bir yandan eğitim ve öğretim faaliyetleri çok verimsiz ve silik geçmekte iken öte yandan ölümcül bir hastalık aramızda dolaşmakta. Okullar açılsa, eğitim faaliyetlere normale dönse bu kez hastalığın etkileri ve yaygınlığı öğrencilere sıçrayacak, okullar adeta birer pandemi yuvasına dönecek. Bu durumda başka Millî Eğitim Bakanı ve YÖK olmak üzere kimseye bir suçlamada bulunulmamalıdır zira şu an öncelikleri sağlıktır. Kaldı ki eğitim de çok önemli bir olgu olmasına rağmen mevcut gidişatta eğitimin yeniden okullara taşınması sakıncalıdır. Öte yandan eğitimdeki verim düşük olsa da ne yazık ki bu durum kısır bir döngü içerisinde çaresizlik göstermektedir. Bu süreçten olumsuz etkilenen birçok insan olsa da bu olumsuz etkilenenlerin başını öğrenciler çekmekte.

Eğitim konusundaki süreç nasıl devam eder ne gibi uygulamalar yapılır bunları kestirebilmek biraz zor. Her ne kadar üniversitelerin açılması durumu Covid-19 Bilim Kurulu ve YÖK arasında görüşülecek olsa da bu açılmanın kısa bir süre sonra vaka sayılarının artması dolayısıyla sonlanacağını düşünmekteyim. Ne yazık ki insanoğlu tarihte birçok kez olduğu gibi yine çaresiz, yine bizim elimizde olmayan süreçlerin cezasını çekmekteyiz ve gerçekten de elimizden bir şey gelmiyor. Elimizden bir şey gelse diğer taraftaki ağırlık çökecek ve bu kez sonuçlar tehlikeli boyutlara sıçrayacak. Eğitim normale dönse bir dert, dönmese bir dert…

Bir cevap yazın