DÜNDEN, BUGÜNE

Bu sefer ki yazım çocukluğumdan günümüze olacak. Muğla doğumlu dedem ve babaannem görev nedeniyle İstanbul’un Aksaray semtine gelmişler. Dedem uzun yıllar emekli olana kadar burada komiserlik yapmış. Sert bakışlı, despot tam bir Efe olan dedem bir o kadar da dürüst ve yerine göre yumuşak kalpliydi. Dedemden, babama, babamdan bana, benden de oğullarıma miras olacak tek şey dedemin dürüstlüğü oldu.
Tabi ki bende 20 Ekim 1958 yılında Aksaray Fatih’li olarak nüfusa kaydolmuş ve iki yaşımın içindeyken Bakırköy Kartaltepe Gazeteciler sitesine gelmişim. O zaman bizim oralar mesire yeri gibiydi. Sokağımız Naci Karacan’dı. Bir alt sokağın adı Yunus Nadi, şu anki İncirli yolundaki dikilitaşa yakın benzincinin sokağı.


Yukardan Terakki caddesine gelirken huzur evine gelmeden sağdaki binaların olduğu yer koskoca bir çukurdu. Çukurun içinde meyve ağaçları ve bir tane ahşap ev vardı. Çukura gelmeden sağ taraf zamanında yapılan top sahasıydı, Bağlar takımının sahası diye bilinen bu saha eski İncirli sinemasının olduğu yerdeydi. O yıllar da bizim evin önünden bakıldığında Ömür restoran görünürdü. Hipodromda koşan atlar da bizim oralara getirilir otlatılırdı. Her geçen atın adını atı iki tarafından tutan abilere abi atın adı ne diye hiç üşenmeden sorardık.


Dondurmacı, simitçi, sütçü, yoğurtçu, elma şekerci, basmacı, karpuz kavuncu, macuncu, kalaycı, hallaç hepsi belli saatlerde kapımızın önünden geçer; Migros arabası haftada bir kere bizim kapının önünde satış yapardı. Benim de her hafta bir gofretim garantiydi. O dönemlerde bizi en çok zorlayan şey ayakkabımıza yapışan asfaltsız yollardaki çamurlardı. Sadece ayakkabı mı Pantolon paçaları da nasibini alırdı. Her sokak kapısının önünde ayakkabıdaki çamurları temizlediğimiz betona saplanan demirden yapılmış o nesneleri bizim dönemden herkes bilir. Bir de elbise fırçaları vardı pantolondaki çamurları temizlediğimiz.


Bizim sitede her evin bahçesinde bahçe sulamak için musluk vardı ve biz o musluktan su bile içerdik. Bu devirde o zaman olmayan şeyler olduğu kadar o dönemde olup şimdi kullanılmayan birçok şey var. Gün gelir devran döner diye boşuna dememiş büyüklerimiz. Günümüz eskiden siyah beyaz seyrettiğimiz uzay filmleri gibi oldu. Şimdi toprak değil insanlar çamurlaştı. Menfaat ve çıkar ilişkileri aldı başını gidiyor.


Beş gün sonra 20 Ekim doğum günüm, bir yaş daha almanın, yaşlanmanın huzuru ile hepinize sağlıklı ve mutlu nice günler dilerim.

Kendinize iyi bakın

Bir cevap yazın