ANI YAŞAMAK

2000 yılına girdiğimiz zamanı, hatta o yıl doğanlara 2000 çocukları dediğimizi dün gibi hatırlıyorum. O zamandan bu zamana dolu dolu 21 sene geçti. “Nasıl geçti habersiz o güzelim yıllarım” şarkısı bu günlerde içimizde çalkalanan duyguları açığa çıkaran muhteşem sözler.


Son iki yılımızın büyük bir kısmını evlerimize kapanarak yaşasak da bir çoğumuz anı yaşamasını bildik. O kötü iki yılın belli bir bölümünü evde ailemizle omuz omuza vererek yaşadık. Büyük oğlum Serhat o günlerden bugüne evden çalışıyor. Küçük oğlum Emre fotoğraf ve video çekimi yaptığı için bir buçuk senesi evde iş yapmadan geçti. Salgının olduğu ilk beş ay annesini markete bile yollamayıp, sarıp sarmalanıp o gitti. Sonra ne oldu hepimiz yasakların kalkması ile birdenbire açılıverdik. Hele bir de aşılarımızı olunca salgından korkmaz olduk.


Esaret tabi ki güzel bir şey değil. Bizim gibi çoklu aileler bu günleri tersine çevirerek anı yaşayıp etkinlikler yaptı. Birlikte film seyredip, sohbet etti. Biz aile olarak son yıllarda özellikle sabah kahvaltılarında birlikte olamıyorduk. İki sene bunun acısını çıkardık. Böyle bir durumda mutlu muyduk? Değildik ama dediğim gibi anı yaşayarak mutlu olduk ve 2022 yılına geldik. Hayatımızdan koskoca iki yılı çaldı bu illet hastalık. Sadece hayatımızı değil tabi ki birçok sağlık çalışanı, eş, dost ve arkadaşımızı da aldı bizden.


Yazımı yazmaya devam ederken Mustafa Yiğit abimizi kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyorum. Onu çok seviyordum, sanki öz abim gibiydi. Tamda yazı başlığıma uygun bir olay oldu. Ölümünden bir hafta önce beni hastaneye yanına çağırdı (10 Ocak Pazartesi). Abim çok hastayım evden çıkamıyorum dedim, dedim de demez olaydım. Keşke hasta olmasaydım da anı yaşayabilseydik. Olmadı işte o anı yaşayamadık. Tek şansızlığım benim de o günlerde hastalanmamdı.


Hayatın kısalığını hepimiz bilir, hepimiz söyleriz. Ama önümüze çıkan önemli anları birçok kez es geçeriz. Hayatı, doğayı, insanları, hayvanları hep sevelim.

Kendinize iyi bakın.

Bir cevap yazın